İSTANBUL GÖRÜLECEK YERLER

 
Balat – Ünlü Fotoğrafçıların Objelerini Paylaşın

İstanbul’un Eski Yarımadasını kentin geriye kalanından ayırarak doğal bir liman görevi gören Haliç kıyılarında – kent merkezinin hareketli gece hayatından uzak, istisnai bir tarihi bölge bulacaksınız. Balat, ismini, 15. Yüzyılda ev sahipliği yaptığı saraydan almaktadır – günümüzde bu saraydan geriye kalan tek şey Tekfur Sarayı’dır.

Tarihinin büyük bölümünde, Balat kendi haline, semtin kaderi de çoğunlukla işçi sınıfından oluşan yerleşiklerine bırakılmıştır. Balat’ın bu kendine özgülüğü bugün bile sokakta oyun oynayan çocukların ve evlerinin kapılarında oturup örgü ören kadınların yansıdığı semt manzaralarında görünürdür.

Fakat son yıllarda, Balat fotoğrafçılar ve TV ve sinema prodüktörleri tarafından adeta keşfedilmiştir. İstanbul’daki hemen hemen her fotoğraf sergisinde, Balat’tan en az bir imge görebilirsiniz – güneşin altında uzanmış tembellik eden bir sokak köpeği, saklambaç oynayan çocuklar, kahvehanede sigara içen yerliler, tespih çeken yaşlılar.

Haliç’in kıyı şeridinde Balat’tan Ayvansaray’a doğru devam ederseniz, Konstantinopol’ün Ekümenik Patrikhanesinin tarihinde geriye doğru bir yolculuğa çıkmış olursunuz. İstanbul’un kent duvarlarını geçerken bu duvarların, İstanbul’un fethi zamanında, Bizans’ı korumak için nasıl kullanıldığına şahit olun. Eski Yarımadadaki bu gezinizde Bizans kiliselerinin en büyüleyici örneklerinden biri sayılan Kariye Kilisesi’ni görmeden geçmemelisiniz. Tarihte geriye doğru, adeta zaman makinesi yardımıyla yaptığınız bu yolculuk, sadece gözlerinize ve kalbinize değil, damak tadınıza da hitap etmeli. Osmanlı ve Bizans’ın saray mutfaklarının menülerini günümüze taşıyan Asitane restoranın spesyalleri, yüzyıllar önce yazılmış reçetelere dayanıyor. Vaktiyle sadece Sultanlara servis edilen yemeklerin tadını çıkarmalısınız.

Kentin muhteşem sanat galerilerinde kalabalığa karışın!

Sosyal yaşamlarını geliştirmek için can atan İstanbullular, bir kamusal profil oluşturmak için en iyi yolun ne olduğunu çok iyi bilirler. Yapmaları gereken tek şey, tercihen modern sanat eserleri sergileyen bir sanat galerisi açmak ve ona para yatırmaktır. Bu trend, lale devrinden bu yana, İstanbul’un başına gelen en güzel şeydir. Bu galeriler silsilesi içinde açılan kapılarını açanlardan ilki Levent’teki Proje4L/Elgiz Güncel Sanat Müzesiydi. Proje4L’yi Tophane ve Beyoğlu’ndaki Pera Müzesi izledi. Tüm bunlar, İstanbul’un ziyaretçileri için muhteşem bir haber anlamına geliyor – İstanbul’a gelenler, stilize hediyelik eşya dükkanları ve kaliteli kafelerin varlığıyla tamamlanan dünya çapında sergileri görme fırsatına kavuşuyorlar.

Türk Hamamında Buharla Sağlık Bulun

Hayatınızda, bir 16. Yüzyıl Osmanlı abidesi içinde yarı çıplak dolaşmak gibi bir fırsat her gün elinize geçmez. Eğer İstanbul’u ziyaret etmiyorsanız elbette! Kentin dünyaca ünlü hamamları, size tarih, mimari, sıcak su ve köpük banyolarının tadını – aynı anda – çıkarma fırsatını sunar. İstanbul’un imparatorluk vaktinden kalma camilerinin pek çoğu hamamlara ev sahipliği yapmaktadır ve Eski Yarımada’nın sokakları boyunca sayısız mahalle hamamı bulunabilir. II. Selim’in eşi ve III. Murat’ın annesi Nur Banu Valide Sultan’ın emriyle inşa edilen Çemberlitaş Hamamı ve Mimar Sinan tarafından inşa edilen Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı istisnalardır.